Rhythm of our souls

Turkish/Türkçe

Inspiration strikes in the most unexpected places, at the least anticipated times… Yes, that’s how amazing life is!!! There is always a surprise, something exciting waiting for you around the corner… if you choose to see.
I was at a business trip this weekend, a training trip with those people whom I truly adore and love to work with. I believe my work environment and my colleagues are not only exceptional in Turkish standards but also in the world standards. I work in this small, boutique office located in the heart of Istanbul. When I gaze out of my window, I see this beautiful tree which carries every promise each season brings, accompanying me through life, every day. In this haven, I am surrounded by these warm hearted souls who are pure and open in sharing their own reality, accepting each other with an open heart and funnily enough, love what they see in each other beyond judgment. I am very lucky in many ways; I love what I do. But, most of all, I am grateful for those sincere eyes surrounding me every day. And this weekend, we went to a training trip to Adana, a city located by the Mediterranean Sea. I have never visited Adana before and honestly had no idea of what to expect. When we arrived in the late hours of this Friday, before I could get some sort of an insight about this city surrounding me, I suddenly found myself at the hotel bar. Apparently, once a week they held these salsa nights and we accidently checked in that exact night.
First of all, this was not the sight I was expecting from Adana. Yes, once more, life was reminding me not to be biased about anything in life. What kind of anticipation have I had about this city that this lively picture I found myself in had suddenly mesmerized me?
I have always liked salsa, the rhythm of this music type have always appealed to my soul. I generally love Latin culture; it’s music, food and mostly it’s people. Their lively, vibrant, happy, laidback and somewhat mischievous spirit and perspective towards life have always captivated me somehow. There was a phase that I have attended salsa classes in Los Angeles and have been to salsa clubs. With the company of my dearest friend Darren Ting, salsa has evermore been a joyful experience for me.
When you step into a salsa club, the first thing that strikes you is this vibrant energy generated by those bodies moving in harmony. The intensity of the love and respect they feel towards this music and dance oozes out from their body, enveloping even the passive spectators surrounding them. Their respect to what they are doing is so deep that, they handle their partner respectively. There is no evident personal agenda, no specific sexual interest but rather the consonance of those two souls surrendering to the tune of the music; as if they are celebrating life in their secret language. And usually when that specific voyage is over, they thank each other and move on to another to ask for a dance. The first time I was subject to this ritual, I was mesmerized by the innocence and the beauty of it. I had no idea if indeed this was the case in all the salsa clubs around the world, but was aware that I was witnessing an exceptional scene.
I have always loved communities, especially if those people did commune around a specific purpose, a hobby that relates to their soul. There is nothing like this; sharing the momentary delight you take out of what moves you, what you are passionate about in life.
And that day in Adana, I suddenly found myself cruising down the memory lane, daydreaming about my first salsa club experience in LA, and with admiration watching those bodies swaying to the rhythm of the music in front of me. They were captivatingly beautiful. The beauty I refer to here was not a physical beauty or how advanced they were in their dance. The beauty they carried was rather in the comfort they displayed while they conveyed their true self, with such self confidence and belongingness they felt towards their surrounding, towards each other and most of all, to themselves.
Everyone has their own rhythm, their own specific movement pattern that distinguishes one from the other in life. The music might be the same but the interpretation and the expression of it differs vastly from one to the other. What I was witnessing was a visual embodiment of what life really is. The creation is the same but how we perceive and decipher this reality varies from one to another, in line with our own nature and purpose in this life. We perceive, experience and convey ourselves distinctively. When one realizes this, it becomes meaningless to demand the same exact perspective from others towards life. It is merely almost impossible to perceive a specific situation exactly as the other; there will be diversifications due to our inherent being. And actually, that is what makes this life vibrant and pleasant. We are the colors of the rainbow, painting this magnificent picture called life.
Life, and most specifically relationships, is also a form of dance… a dance of two souls trying to find the perfect harmony and balance through life. And if we are lucky enough, we do end up finding those who hear the same tunes within this music, in the same frequency that our souls hear. As a result, our movements find life with ease and we float through life within this unity. Every step taken, every gesture finds its corresponding harmonious response. And those moments makes life worth living… to be seen, to be heard and perceived within our own reality… almost exactly as we were intended to be.
This is the journey that one sight in Adana took me to. We may look at the same picture and find it cheesy or weird; or be grateful once again, fascinated by the beauty and variety of colors presented in our lives. It is our decision. We may choose to see the beauty in everything and little by little expand our horizons every single day, and hopefully one day our eyes will capture nothing but the beauty in the creation surrounding us and that will set us free!


Ruhumuzun Ritmi

İnsan ne zaman ilhan geleceğini hesaplayamıyor, en beklenmedik yerlerde, hiç akla gelmeyen anlarda bizleri derinden etkileyebilecek olaylar karşımıza çıkabiliyor. Evet, yaşam öylesine mükemmel bir şey işte! Eğer gerçekten görmeyi arzu edersek, her an bir sürpriz, heyecan verici bir olay yaşam bulmak için beklemekte.
Geçtiğimiz hafta sonu beraber çalışmaktan sonsuz keyif aldığım ve gönülden sevdiğim iş arkadaşlarımla beraber eğitim almak üzere Adana’ya gittik. Sanırım ben sadece Türkiye şartlarında değil, genel yaşam şartlarında, benim yapımda bir insanın çalışabileceği en keyifli ortamda çalışma imkânına sahibim. İstanbul’un merkezinde yer alan küçük, butik bir ofiste çalışmaktayım. Camdan dışarı baktığımda içimi ısıtan ve her mevsim geçişinde bana yenilikler vaat ederek yaşamıma eşlik eden bir ağaçla günüme başlamaktayım. Etrafım sımsıcak, korkusuzca kendi olabilen, birbirini olduğu gibi kabul edebilen ve garip bir şekilde karşısında gördüğünü koşulsuz sevebilen insanlarla çevrili. Ben birçok açıdan çok şanslıyım! Yaptığım işi çok seviyorum. Ama her şeyden önce her gün bakmakta olduğum o içten gözler için minnet duyuyorum.
Geçtiğimiz hafta sonu, onların bir bölümü ile Adana’da eğitime gittik. Ben Adana’ya daha önce hiç gitmemiştim ve açıkçası ne beklemem gerektiğine dair ufacık bir fikrim bile yoktu. Cuma akşamı otele geç saatlerde vardığımızda, nasıl bir şehir olduğuna dair en ufak bir sezgim bile yokken kendimi otelin barında buldum. Sonradan öğrendiğimize göre, her hafta Cuma günleri barda salsa geceleri düzenleniyormuş ve bizde şans eseri o gece otele giriş yapmış bulunmaktaydık.
İlk olarak, itiraf etmem gerekir ki, Adana’dan hiç beklemediğim bir görüntü idi bu. Bir kez daha hayat ön yargılı olmamam gerektiğini hatırlatıyordu adeta. Hiç tanımadığım bu şehirden nasıl bir beklentim vardı ki bu çok renklilik beni böylesine hayrete düşürmüş ve adeta büyülemişti?
Ben salsa dansını çok severim, her zaman ruhuma hitap eden müzik türlerinden biri olmuştur. Zaten genel itibari ile Latin kültürüne, müziğine, yemeğine ve her şeyden çok insanına hayranlık beslerim. Hayat dolu, canlı, mutlu, rahat ve bir nebzede yaramaz yapıları ve yaşam tarzları beni bir şekilde hep etkilemiştir. Los Angeles’da yaşadığım yıllarda salsa derslerine katıldığım bir dönem olmuştu, hatta salsa kulüplerine bile giderdik. Çok sevgili arkadaşım Darren Ting’in eşliğinde salsa hep sonsuz keyifli bir yolculuk olmuştu benim için.
Salsa kulübüne adımınızı attığınız ilk anda dikkatinizi çeken, ahenk içinde dans eden bedenlerden aldığınız o güçlü enerji olur. Müziğe ve bu dans türüne duydukları sevgi ve saygı adeta vücutlarından dışarı sızmakta ve izleyenleri de içine çekmekte, kapsamaktadır. Yaptıkları dansa duydukları saygı öylesine derindir ki dansa kaldırdıkları kişiye de aynı saygı ile yaklaşırlar adeta. Kişisel bir çıkar yoktur, sadece müziğin ritmine teslim olmuş iki ruhun uyumu vardır artık, sanki kendi gizli lisanlarında hayatı kutlamaktadırlar. Ve genellikle, yolculuk sona erdiğinde aynı saygı ile sana teşekkür eder, başka birini dansa kaldırırlar.
Bu görsel şölene ilk tanık olduğumda güzelliği ve saflığı karşısında adeta büyülenmiştim. Dünyanın her yerinde yer alan salsa kulüplerinde böyle bir sistem var mı bilemiyordum, ama çok özel bir şeye tanıklık ettiğimin de farkındaydım.
Hep çok keyif aldım böyle ortamlardan. Zaten belirli bir amaç için, ruhlarına hitap eden bir hobi için bir araya gelmiş insanların paylaştığı enerjiden daha güzel bir şey yok bu dünyada… Beklentisiz, anlık alınan zevkin paylaşımından, tutkuyla bağlandığınız şeyden daha keyifli bir şey yok kanımca.
Ve işte o akşam Adana’da, kendimi anılarıma dalmış ve Los Angeles’da yaşamış olduğum tecrübenin hayaline kapılmış, önümdeki dansı hayranlıkla seyrederken buldum aniden yine. Dans edenler öylesine güzellerdi ki. Tiplerinden ya da nasıl dans ettiklerinden bahsetmiyorum. Kendilerini ifade etmekteki rahatlıklarından, özgüvenlerinden, bulundukları ortama, müziğe, dansa, grup olarak birbirlerine ve her şeyden önce kendilerine hissettikleri aidiyet duygusunun yansımasından bahsediyorum.
Herkesin kendine has ritmi, diğerlerinden ayıran belirli hareket kalıpları var hayatta. Müzik aynı olabilir ama duyulan müziğin algısı ve ifadesi kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Ansızın hayatın bedende ifade bulmuş haline tanıklık etmekte olduğumu hissettim. Yaşam aynı olmakla beraber, kendi yaradılış özelliklerimiz ve hayata geliş amaçlarımız doğrultusunda, hayatı nasıl algıladığımız ve yorumladığımız da farklılık göstermekte. Yaşamın özü aslında aynı olsa da, hepimiz kendi gerçeğimizi kendi uyarladığımız, anladığımız şekilde ifade etmekteyiz. Bunun farkına vardığımızda, başkalarından da hayata aynı bakış açısından bakmasını beklemek manasız kalıyor bu durumda. Aynı olayı birebir aynı şekilde algılamamız mümkün değil, yaradılış özelliklerimize göre farklılıkların var olması kaçınılmaz. Ve aslında, hayatı renkli ve güzel kılan da bu çok renklilik.
Hayat, özelliklede yaşadığımız ilişkilerimizde aslında bir nevi dans. Ve aynen orada olduğu gibi, eğer şanslıysak arada bir müziği bizim duyduğumuz tonlarda duyan, bizim ruhumuzun duyduğu frekansta duyabilen insanlarla karşılaşabiliyoruz. Ve böylece, aynı dansta da olduğu gibi, hareketler zorlama olmaktan çıkıyor ve birlik içinde ahenkle süzülmeye başlıyoruz hayatta. Atılan her adım, yapılan her jest karşılığını buluyor bir şekilde. Ve işte bu anlar hayatı yaşanılır ve vazgeçilmez kılıyor bir nevi; görülmek, duyulmak, ve kendi gerçeğimizle algılanıp kabul edilmek…. Neredeyse hayata gerçekten geliş amacımızı yaşıyorcasına özgür olmak.
Adana seyahatim beni işte böylesine hiç beklenmedik bir içsel yolculuğa çıkarttı bu hafta sonu. Hepimiz aynı resme bakıp ya onu banal ya da garip diye de adlandırabiliriz, ya da bir kez daha onları izleyip hayattaki kendilerini ifade ediş dillerinin farklılığı ve güzelliği karşısında hayata ve yaratana saygı duyabiliriz. Karar bize kalıyor. Her şeyin içindeki güzelliği görmeye odaklanabilirsek eğer, belki bir gün gözlerimiz bizi çevreleyen yaradılışın güzelliği dışında başka hiçbir şeyi görmemeye başlar ve özgürlüğe kavuşuruz!

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s