Reflection of ourselves / Kendi yansımamız

For English version please scroll down

En kendimizde olduğumuz, iç huzurumuzu bulduğumuz anımızda her nedense evren “Sen misin çözdüm zanneden ve rahatlayan, al birde bununla yüzleş, bakalım bu konuda ne yapacaksın.” dercesine hiç beklemediğimiz bir anda kendimizle ilgili yeni bir çalışmaya sokuyor bizi aniden. Belki de farkındalıkla gelen sürecin bir parçası bu. Normalde hiç farkına varamayacağımız yönlerimize odaklanmamızı sağlıyor. Her ne kadar süreç birazcık yorucu olsa da, zaman içinde kendimi bu tür yanılsamalara karşı korumaya başladım. Olaya kapılmadan içimde, derinlerde, gizlice nelere dokunmaya çalıştığını izlemek ve bir nevi bunun farkındalığı ile adım atmak, içimdeki değişime olanak sağlıyor ve böylece bir yükümden daha arınmaya yönelik bir adım atıyorum. Arınıyorum derken zannetmeyin ki tamamen sistemimden çıkarıp atıyorum, zaman zaman gelip tekrar gıdıklıyor beni… Beklenmedik bir anda, hiç beklenmedik bir ortamda yine yüzleşmek zorunda kalıyorum kendimle, sanki hiç üzerinde çalışmamışçasına, hiç farkına varmamışçasına tekrar başlıyorum aynı yolculuğa… En nihayetinde insan olmanın bir parçası bu da, gelişim ve öğrenim yolculuğundayız bu dünyada. Önceki tecrübelerimden farklı olan tek şey ise, bu durumun beni ele geçirmesine el vermiyor oluşum sadece. Daha doğrusu, vermemeye çalışıyor oluşum. Farkına vardığım anda o devinimin dışına çıkıyorum ve izlemeye başlıyorum. Bu his nelere dokunuyor içimde, neler değişime direnç göstermekte ki ben hala kendimi aynı dönme dolabın içinde bulabiliyorum aniden.

Yakın zamanda fark ettim ki, başkalarında bizi rahatsız eden özellikler aslında farkında olmasak da, farkına varmak istemesek de, bir nebze de kendimizde de bulunan özellikler olabiliyor. Ne yazık ki, en yakınlarımızla olan diyaloglarımızda karşılaşıyoruz bu durumla. Aslında hayatın değişik kesimlerinde bambaşka insanlarda belki sebep olabiliyorlar bu içsel rahatsızlığa ama burada sanırım devamlılık ön plana çıkıyor. Sıradan diyaloglar ya da etkileşimler anlık olarak bizi rahatsız etse de, neden ettiklerine dair bir yolculuğa çıkmaktansa onları hayatımızdan çıkartmak ya da uzak tutmak seçeneğini kullanmak daha kolay bir çözüm olabiliyor. Ama merak etmeyin, bu yüzden sevdiklerimiz ve vazgeçemediklerimiz var hayatımızda. En saklı olan ve bizi zorlayan, yüzleşmek istemediğimiz yaralarımıza, yönlerimize basanlar hep onlar oluyor.

Yıllar önce ashramda Guruji ile olan bir diyalogumu anımsıyorum. O dönemde çok sevdiğim bir yakınımla olan iletişimimde “anlaşılma, kabul görme” isteğim öylesine ön plana çıkıyordu ki, bu eksikliği gidermek için gösterdiğim çaba hem beni ondan uzaklaştırıyor hem de iç huzurumu engelliyordu. Ve sessizlik esnasında yazıp Guruji’ye bu sorumu iletmiştim; “ne zaman beni olduğum gibi kabul edecek” diye… şefkatle bana bakıp “sen ne zaman onun seni olduğun gibi kabul etmeyeceğini kabul edeceksin?” diye cevap vermişti. Her ne kadar o an aldığım cevap beni tatmin etmese ve hatta sinirlendirdiyse de, zaman içinde verilen mesajı anlamaya başladım. Ne zamanki bu olgu ile barışmaya başladım, ilişkimdeki iletişim de düzelmeye başladı kendiliğinden. Bende onu olduğu gibi kabul etmiyordum aslında ve farkına vardım ki onda beni rahatsız eden özellikler aslında benim kendimde görmezden gelmeye çalıştığım, egomdan dolayı kendime yakıştıramadığım özelliklerimdi. Bu farkındalığı ilişkilerime taşımaya başladım, karşımdaki aslında sadece kendimle yüzleşmem için gönderilmiş bir ulaktı. O kişiyi değiştirmeye çalışmayı bırakıp bizde neyi tetiklediklerine odaklanırsak, kendi gelişimimiz için bir adım atmış oluyoruz. Ve belki de, akabinde, onlarla olan iletişimimiz, yıllarca çözmeye çalıştığımız o kördüğümde kendiliğinden çözülmeye başlıyor.

Şu kısacık hayatımda gördüğüm ve bildiğim bir şey varsa… Bizi kimse olduğumuz gibi kabul etmeyecek, kendimiz etmediğimiz sürece. Önce kendimizi olduğumuz gibi görmeye açık olmalıyız. Kendimizi görmek istediğimiz, dışarıya yansıtmak istediğimiz şeklimizle değil de, gerçekten olduğumuz gibi, gelişime açık bir şekilde görebilmeliyiz. İste ancak, bu kabul ediş içinde cevaplar adım adım önümüze çıkmaya başlıyor. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim, değişim aniden hayat bulmuyor, her şey gibi bu da bir süreç. Sonuçta, önümüzde koskoca bir hayat var bunları hayata geçirebilmemiz için. Eminim tam bitti dediğim noktada hiç bilmediğim, o güne kadar yüzleşmediğim bir katmanımla tanışacağım ve bu da beni yine bir arayışa, anlayışa, değişime, yolculuğa çıkartacak. Hayatın güzelliği de bu değil mi? Çok sevdiğim bir laf var; “Herşey sonunda çok güzel olacak, eğer değilse, daha son gelmemiş demektir”… Biz iyisi mi yolculuğun doyasıya keyfini çıkartalım! Varsın zorlasın bizi, günün sonunda nefes almaya devam ediyorsak, her zaman bir ümit var demektir.

English Version

Whenever we find ourselves centered and our inner peace intact, universe somehow rearranges itself, as if telling us “do you really think you have solved everything, so here, deal with this now!” and we suddenly find ourselves facing our limitations and fears once again. May be, this also is a part of the awareness process, it guides us back to focus on one aspect of ourselves we have overseen for long. Although the process is quite draining, in time, I have learned to protect myself from such illusions. Without getting caught up in the process, I try to track that feeling back to where it is intending to touch and shift within me, those aspects deeply hidden within my soul. Moving forward with such awareness leads to a transition within my soul and I get one step closer to be purified from that load. This purification does not necessarily indicate that I get rid of it for good, the same subject do surface back again in time, carving its way, trying to find its way back into my life. As if I have not moved an inch on this path, haven’t faced any of my demons I find myself back in the cycle, forced to face myself once again. I know that this too is a part of humanity; it is a continuous journey of progress and learning. The only distinction from my previous experiences is that; I do not let this process be the definition of my life. Or at least, try not to let it be. Whenever this realization awakens within me, I step out of the situation and try to be the observer rather than the participant. What parts of mine are being agitated because of this situation, what is it within me that is resisting to change that I find myself tackling with the same feelings over and over again.

Lately I have realized that those attributes that we do not like and somehow judge in others are actually the attributes we choose not to see in ourselves, somehow try to suppress in ourselves. These situations find life while we are in communication with those who are the closest to us. Although sometimes people we encounter in our daily lives may raise that agitation within us, instead of embarking on a journey to find out why that feeling is arousing within us, we choose to keep a distance with them, even push them out of our lives. I think consistency is the key here. Those people whom we cannot give up in life, who are our family or the loved ones we choose to carry in our lives in spite of all the drama they cause in our lives, are usually the ones who find those hidden buttons within our soul and push us to the edge to face our dark sides.

Years ago when I was in the ashram for silence in India, I remember having this conversation with Guruji. During that time I was having difficulty in communicating with a loved one and my need for appreciation and acceptance was so vivid in our relationship that in order to avoid this conflict, I was moving away from her which was not helping the situation at all, but rather disturbing my inner peace further. So, during the silence process, I wrote down my question and delivered it to Guruji; “when is she going to accept me as I am?” He looked at me with compassion and replied “when are you going to accept that she is not going to accept you as you are?” Although the answer I received was like hard cold slap on my face, it didn’t satisfy my need to be understood and somehow made me angry. In time I started to receive the message that was delivered during that brief conversation. The moment I started to make peace with this reality, my relationship took a shift naturally on its own. I realized that I too was not accepting myself regardless; those attributes that I judged in her were actually were the parts of me that I was trying to avoid, that my ego was trying to suppress. With this awareness, this shift in me, I started to have a new found perspective in my relationships. They actually were messengers; for me to come with terms with myself. Rather than trying to change the other, if we focus on what feelings their actions trigger in us, we move one step closer to self development. And may be, in the end, that never ending dilemma in our relationships diminishes in time.

If there is one single thing I have learned and observed in life, it is that nobody is going to accept us unless we accept ourselves regardless and because of all those shortcomings we posses. Before all else, we need to be open and just be what we actually are; not the way we want to be or how we want to be perceived by others. And with this acceptance, universe starts to unfold in front of us. But, this does not happen suddenly, like everything in life, this too takes time, it is a process. And I am sure, the moment I claim that I have achieved everything, I will suddenly have to face a new layer of my being, and this will push me to a new journey to search and understand that I have not known before. There is a saying which I really love “Eveything will be OK in the end, if it’s not OK, it’s not the end.” The day we reach our destination will be the day we will seize to exist on this universe as human. Until then, we need to enjoy this journey called life. Come what may, there is always hope if there still is life in us and if we are still breathing.

One thought on “Reflection of ourselves / Kendi yansımamız

  1. aarzuu

    Kendi yansımamız. Tamamen katılıyorum. Bunu içlemek zor olsa da, öyle olduğuna inanıyorum bende. Etrafımız bizi yansıtan aynalar, insanlar ile dolu. Ve bir aynaya yeterince bakıp kendimi görünce o ayna yok olup, yeni bir ayna, yansıma yerini alıyor. Artık bir oyun gibi görmeye çalışıyorum 🙂

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s