believerinlife

Yaşama, sevgiye ve dönüşüme dair derin bir yolculuk

✨ Parla ✨

Please scroll down for English version – “Shine”

50’li yaşlara girmek kolay değilmiş. Yaşam, bir deneyim okulu ve ben de insan olmayı, yaş almayı ve tüm bu yolculuğu adım adım anlamlandırmayı deneyimle öğreniyorum . Bir döngünün, ilk 50 yılın bitişi diye bakmak yerine, erdemli yıllarımızın başlangıcı diye bakmaya çalıştığım bir 6 ayın ardından, bugün 50’sinden gün almakta olan Eda olarak yazıyorum bu satırları.

Benim bu gerçeklikte kutlamaya değer gördüğüm tek gün, bir ruhun bu insani deneyim yolcuğuna gelme anlaşmasını onurlandırdığı ve yaşama doğduğu günün döngüsü. Yeni yıl dahil olmak üzere, kul yapımı tüm günleri sorgulamaya açık olmakla beraber, doğum günlerinin kutsal olduğuna ve anılması gerektiğine inanıyorum. Düalite dünyasının gerçekliklerinden nasibini alacağını bilerek dünya denen bu gezegendeki yaşama doğmayı kabul etmiş her ruhun, bu tercihini gerçekleştirdiği günde anılması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden, doğum döngülerine büyük değer veriyorum.

40’larıma girerken içimde yankılanan mesaj “It’s never too late to become what you might have been” idi. “Asla olmak üzere geldiğin insan olman için geç değildir.” İçimde sözlenmemişlerle adım attığım 40. doğum günümde ümidim potansiyelimi kapasiteye çevirmek, bedenlendiğim bu hikayenin – Eda’nın yolculuğunun – hakkını verebilmekti. Bu inanca sarılarak yeni yaşımı karşıladığım o günden sonra, şükürler olsun ki, olmak istediğim insanı özgürce yaşama sunabilmek için cesur adımlar atmaya başladım. Joint Idea, Life Works Labs ve Love Mafia ile içimdeki bitmek tükenmek bilmeyen Utopia’ya olan inancımı dile getirme ve yolumu bütüne hizmet edebilecek şekilde çizebilme imkanı edindim. İnanmakta olduğum gerçeklik için emek verirken, Türkiye’de ve dünya çapında büyük bir ailenin, hizmet odaklı bir ekosistemin, bir parçası olduğumu deneyimledim.

40’ların büyüsünde ve yıllara sair izlemekte olduğum 50. yaş günlerinin izdüşümünde kendi 50. yaş kutlamamı planlamaya başladım. 50 yaşındaki Eda çok farklı evrelerden geçmiş ve çok farklı Eda’lara ev sahipliği yapmıştı. Bende, bu farklı evrelerde bana eşlik eden ve benimle anlaşmasını onurlandıran ruhlarla bir arada olmayı, her bir evreyi elimden geldiğince onurlandırmayı ve anmayı istedim. Bunca sene Eda’yı katman katman keşfederken, hayat bana birçok renkli dost ve yol arkadaşı sunmuştu. Bu sebeple bende, sevdiklerimle birlikte adım adım kutlamalar yapma kararı ile yola çıktım. Bu yaklaşım belki çok da mantıklı değildi, ama gönlüm, yaşamı birlikte anlamlandırdığım yol arkadaşlarımla bu döngüyü onurlandırmak istedi.

Tüm bu organizasyon ve planlama içindeyken, 50’ye yaklaştıkça içsel bir dalgalanma ve derin bir sorgulama ile yüz yüze geldim. Cevabına yaklaştığımı umduğum o en derin varoluşsal sorular tekrar gün yüzüne çıkmıştı. Büyüme evresinden, kaçınılmaz bir hakikat olan çürüme ve bu boyuta veda etme evresine geçerken, “Acaba bu yaşamın hakkını verebildim mi?” diye sorarken buldum kendimi.

Kızımla çıktığım bir seyahatteyken, bir gece, ansızın gözlerimi “nefes alamıyorum, yutkunamıyorum” diye açtım. Doktor kontrolünden sonra, doktorun “Fiziksel bir sorununuz görünmüyor, belki bir psikoloğa görünmelisiniz?” demesiyle rahatça yutkunmaya başlayabildim yeniden. İşte o noktada kabul etmek zorunda kaldım. 35 yaşında yaşamın belirsizliği karşısında yaşamış olduğum panik atak bir kez daha ortaya çıkmış, bana insani yolculukta olan bir ruh olduğumu anımsatmaktaydı.

Ne kadar günlük egzersizlerimize özen gösteriyorsak olsak da; kendimizle, hikayelerimizle ve tercihlerimizle yüzleşme cesaretini gösteriyor olsakta, eninde sonunda bir bedendeyiz ve asla unutmamalıyız ki hala bir insanız. İnsan deneyiminin tüm renklerini yaşamaktan kaçamayız. Ancak, kaçamazsak bile, olan durumlarla karşılaştığımızda, durumu görebilme, anlamlandırma, teşekkür edebilme ve bırakabilme yeteneklerimizi geliştirebiliriz. Ve böylece, o insani deneyim anı geldiğinde bir nebze daha hazırlıklı ve donanımlı olabiliriz.

İşte, 50 yaşının eşiğinde, 15 yıl sonra bir kez daha panik atak geçirmekte olan Eda, yaşadığı duyguları kendisinin yarattığının farkında ve kabulünde olarak, insanlık deneyimine katkıda bulunması umuduyla edindiği araçları devreye soktu ve tutunmakta olduğu hissi o anda bırakabildi. Yutkunmasını engelleyen zihinsel bariyerine tutunmayı bıraktı.

Hala içimdeki karanlıklara, sorgulayan zihnime ve kodlanmış taraflarıma bakmaya devam ediyorum. Bu bedendeki yaşamımın hakkını verebilmeyi, potansiyelimi yaşama geçirebilmeyi, kıymetli izler bırakabilmeyi derinden arzulamaya devam ederek yönümü tekrar gözden geçiriyorum. Kendime 50 yaşında bir kez daha “neye ve nasıl değer katmak istediğimi” sorma cesaretini gösterebiliyorum ya, hamdolsun.

Bu özel döngümün kutlamaları ise hayallerimin de ötesinde büyülü geçti. Her bir kutlama, içimdeki farklı bir katmanı uyandırdı ve Eda’yı katman katman onurlandırmama vesile oldu. Bu çemberlere dahil olan tüm kalplere minnettarım. Yakın zamanda değerli Mevlana’nın bir sözüne rastladım;

“Aynalar çeşitlidir. Yüzünü görmek isteyen cama bakar. Özünü görmek isteyen cana bakar.”

Bana özümü göstermek için gözlerimin içine bakan siz sevgili canlar; sizin özünüzü görüyor olmak ve insanlık yolculuğunu sizlerle anlamladırıyor olmak benim için büyük bir onur. Yaşam yolculuğumda, yolumun kesiştiği her bir can – tatlısı ve acısı ile benim yoldaşım, candaşım, öğretmenlerimsiniz…

Bir aylık kutlama döngüsünün son noktasında, çocukluk yaşlarımdan beri bana eşlik eden ve kutlama gecesi için beyazlara bürünmüş olan dostlarımın eşliğinde, Çamlıhemşin’deki Puli’de, Ferzan Özpetek filmlerinde rastladığımız tatta hazırlanmış bu eşsiz mekanda, arka planda çınlamakta olan derenin sesi eşliğinde, benim içimde coşan hislere tanıklık ettiğim o “kutsal” anı heybeme koydum, yoluma devam ediyorum. Altı aylık bir hazırlık, dalgalanma, sorgulama ve kutlama sürecinin sonunda, o kısacık anda, içimde çağlayan minnet duygusuna tanık oldum. Aylar önce uyanan sorularımın ve sorgulamalarımın cevapları adeta içimde uyanmıştı ve ruhum bu cevapları bir duygu dalgası olarak algılıyor ve tadıyordu. Haftalar süren kutlamalar ve çevremi saran ruhları içimde hissettiğim o anda hayatımda ilk kez kendime “İyi ki doğmuşsun Eda!” dedim.

Hayatımda ilk defa bu sözler içimde uyanırken, “iyi ki”lerimi hep dışarıda bulduğumu fark ediyorum. Bu yaşama Eda olarak doğmuş olmanın kıymetini her zaman hissettim, yaşama her daim şükranla yaklaştım. Ancak, ilk defa, bir ay boyunca süren kutlamaların ışığında kendime tarafsız bakabilme imkanı edindiğimi hissediyorum. Belki de ilk defa, beni çevreleyen gözlere, yarattığım enerjiye, tutmaya niyet ettiğim alana ve bu alanın etkisine bilinçli bir şekilde, gözlemci olarak tanıklık etme şansı edindim. Ve ilk defa, deneyimlemekte olduğum bu hikayeyi yaratan Eda’ya sessizce “İyi ki doğmuşsun” diye seslenebildim.

Tüm bu dalgalanmaları yaşarken ve 50’li yaşlarımın eşiğindeyken, içimde yükselen yeni niyetime baktığımda karşıma çıkan ilk kelime ise “Parla” oldu. Önümüzdeki 10 yıllık döngüme, yaşamımda biriktirdiğim deneyimlerin bilgeliği ile birlikte parlamayı ümit ederek giriyorum. Doğduğum hikayenin ve toprakların güzelliğinin farkındalığı ile, tüm varlığım ile, parladığım ve parlatmaya vesile olduğum yıllarıma girmiş olmaya niyet ediyorum.

Ve sevgili yaşam … bana sunduğun tüm güzellikler için, bu yaşıma kadar yaşam yolculuğunun tatlarını yaşama imkanı edindiğim için sana minnetlerimi sunuyorum.


Sözlerimi bitirmeden önce, bu değerli döngünün hayata geçmesinde bana eşlik eden arkadaşlarıma teşekkür etmek isterim;

Biricik Didem’im, Özge’m ve Azra’m, Foundays ile atalarımın topraklarında bizlere eşsiz bir deneyim tasarladığınız ve yaşattığınız için sonsuz teşekkür ederim. Bizleri bu yaşamda, yol arkadaşı olarak bir araya getiren her yaşamsal tercihimize minnettarım.

Karadeniz’deki deneyimimizde bizlere sımsıcak kalpleri ile eşlik eden, yüzümüzden eksik olmayan gülümsemenin kaynakları sevgili Kadir Yarıcı ve Osman Çamkerten; iyiki hemşerimsiniz. Sizleri ve, Yuchi Pirim başta olmak üzere, sizi çevreleyen tüm ekosistemi tanımak, tatmak ve deneyimlemek paha biçilmez bir deneyimdi.

Tasarımsal yaklaşımı ve hizmet anlayışı ile fark yaratan Hakoni House ve ekibine; doğada yaşam algısını inançla sunan Doğada Kal ekibine sıcak ev sahiplikleri için teşekkür ederim. Öğünlerimize lezzet katan, evlerini bizlere açan, misafirperverlikleri ile kalbimizi kazanan yayladaki ev sahiplerinin her birine gönülden teşekkür etmek isterim. Ve son olarak, doğum günümde mekanlarındaki özen, sıcaklık ve samimiyetle bu unutulmaz anımızı taçlandıran Puli ekibine teşekkürlerimi iletmek isterim.

Ve… sevgili Şebnem’im; Golden Key’i sevgiyle yarattığın ve Kudret bey başta olmak üzere, kıymetli ekibinle bizleri, her defasında, evimizdeymişiz gibi ağırladığın için sizlere de teşekkürlerimi buradan bir kez daha iletmek isterim.

İyiki ben benim, Eda’nın yolculuğunu yaşıyorum ve bu yolculuğu her zerremle doya doya yaşamaya niyet ediyorum.

English Version – Shine!

Turning 50 can be challenging. Life is a school of experiences, and I’m learning what is to be human, to age, and make sense of this human journey step by step. Rather than perceiving 50 as the end of an era, I have spent the last six months viewing it as the beginning of our virtuous years. Today, I write these words as Eda, who is now over 50.

The only day I truly celebrate is the one marking the birth of a spirit into this world. I firmly believe that every soul who agrees to be born on this planet we call earth, understanding it will face the dualities of life, should be honored on the day they have made this sacred decision. Therefore, I hold birthdays in high regard.

As I entered my 40s, I was influenced by the saying “It’s never too late to become what you might have been.” On my 40th birthday, my unspoken goal was to convert my potential into tangible capacity and honor the life story I was born into. From then on, life presented opportunities for me to bravely manifest the person I aspired to be.

Through platforms like Joint Idea, Life Works Labs, and Love Mafia, I was able to express my unwavering faith in humanity and carve a path dedicated to service. In the process of working towards this idealistic vision, I realized that I am part of a large, service-oriented ecosystem, both in Turkey and globally.

Inspired by the 50th birthdays I’ve attended, I decided to plan my own 50th celebration. I’ve navigated various stages of life and embodied different versions of myself. Consequently, I felt the need to honor the experiences that shaped me. I wanted to commemorate each life phase and the roles they played. As I learned more about myself over the years, life introduced me to many amazing friends. Therefore, I decided to celebrate each step of this journey with those loved ones. While this approach might not be entirely logical, my heart yearned to honor this journey alongside the friends who have journeyed with me.

During all this organization and planning, as I approached 50, I started to experience an inner fluctuation and deep questioning. Those deepest existential questions have surfaced once again. As I transition from the growth phase to the inevitable path of decay, I found myself asking, “Have I given my all to this life?”

One night, while I was on a trip with my daughter, I suddenly opened my eyes, saying “I can’t breathe, I can’t swallow.” After the doctor’s examination, I was able to swallow comfortably once again once the doctor said, “I don’t see any physical problem, maybe you should see a psychologist?” At that point, I had to admit. The panic attack I have once experienced at the age of 35 had resurfaced, reminding me, once again, that I was a spirit on a human journey.

No matter how diligent we are with our daily exercises; no matter how courageous we are to confront ourselves, our stories, and our choices, we are ultimately in a body. We must remember that we are human, confined to a body and subject to all the complexities of human experience. Although we cannot escape the dualities of life, we can enhance our abilities to perceive, understand, appreciate, and release when we encounter such situations. This way, when moments of intense human experience arise, we can respond rather than react, be better prepared and equipped.

On the cusp of 50 and experiencing a panic attack for the first time in 15 years, I tapped into the tools I have gathered throughout my life. I recognized and accepted that the emotions overwhelming me were my own creations, my illusions. Only then I was able to release the feelings I clung to in that moment, dissolving the mental barrier that had prevented me from swallowing.

I continue to explore the depths of my own darkness, my questioning mind, and my coded patterns.Driven by a deep desire to honor the life within this small body and leave a lasting mark, I am reevaluating my path. Ultimately, I am grateful for the courage to repeatedly ask myself, “What and how do I want to contribute to life?”

The celebrations of this special cycle exceeded my expectations. Each celebration ignited a different aspect within me, allowing me to honor Eda in various ways. I want to extend my gratitude to everyone who participated in these circles. Recently, I came across a quote by the esteemed Mevlana.

“Mirrors are varied. Those who want to see their faces look at the glass (mirror). Those who want to see their essence look at the other’s soul.”

Dear souls looking into my eyes to reveal me my essence; seeing your essence and making sense of this human journey with you is a great honor of mine. In my life journey, every soul that crosses my path, with their sweetness and bitterness, becomes my companion, my confidant, my teacher…

After a month-long cycle of celebrations, I found myself in the company of my childhood friends who had joined me for my celebration, all of us dressed in white. We were at Puli in Çamlıhemşin, a unique place reminiscent of the settings in Ferzan Özpetek’s movies, with the sound of a nearby stream in the background. This “sacred” moment, filled with overwhelming emotions, was something I decided to cherish and take with me on my future journey. At this brief moment at the end of a six-month period of preparation, introspection, and celebration, I felt a wave of gratitude wash over me. The questions and uncertainties that emerged months before were now finding answers within me. My soul was experiencing these answers as an emotional wave. After weeks of celebrations and basking in the loving energy of those around me, I finally said to myself, “Happy Birthday, Eda!”

For the first time in my life, as these words awakened inside of me, I realize that my “thank goodness” moments have always been externally focused. I have always appreciated being born into this life as Eda and have always approached life with gratitude. However, during these month-long celebrations, I’ve had the chance to observe myself impartially for the first time. Maybe for the first time, I have had the chance to consciously witness the eyes that surround me, the energy I radiate, the space I intend to hold, and the impact of this space has on others. And for the first time, I am able to quietly say to Eda, who created the story that I am experiencing, “Happy birthday.”

While experiencing all these fluctuations and standing on the threshold of my 50s, the first word that came to my mind when I looked at my rising new intention was “Shine”. As I start the next decade of my life, my goal is to shine, drawing on the wisdom gained from my past experiences. Recognizing the beauty of my roots and my life story, I aspire to shine brightly and inspire others to do the same.

To life, I extend my deepest gratitude for the beauty it has bestowed upon me and for the opportunity to savor this journey thus far.


Before I finish my words, I would like to thank my friends who accompanied me in the realization of this valuable cycle;

My dear Şebnem, your loving creation of Golden Key and your warm hospitality, alongside your valuable team, creates a home away from home, everytime.

To Didem, Özge, and Azra, I am forever grateful for the unique experience we designed and enjoyed with Foundays on my ancestral land. I cherish every life decision that brought us together on this journey.

Kadir Yarıcı and Osman Çamkerten, your warm hearts made our Black Sea experience unforgettable. Your ever-present smiles are a constant source of joy. The chance to meet, interact, and experience the whole ecosystem around you, including Yuchi Pirim, was priceless.

I extend my thanks to the Hakoni House team, whose design approach and service philosophy are truly distinct. The Doğada Kal team’s unwavering dedication to presenting the concept of life in nature is commendable, as is their warm hospitality. I also thank all the hosts in the highlands who enhanced our meals, opened their homes to us, and touched our hearts with their hospitality. Lastly, I thank the Puli team, who made my birthday night unforgettable with their attention to detail, warmth, and sincerity.

I’m grateful to be me, to live Eda’s journey, and I pledge to honor this journey.

Posted in

One response to “✨ Parla ✨”

  1. Kaan Akalın Avatar

    Merhaba, faydalı ve güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık. Blogunuza abone oldum, ben de yeme içme noktalarıyla ilgili yazılar paylaşıyorum. Siz de https://istanbullezzetduraklari.com bloguma abone olursanız, çok sevinirim. Teşekkürler! 🙂

    Liked by 1 person

Leave a reply to Kaan Akalın Cancel reply