2022

(scroll down for English version)

Birbirinden ilginç, sarsıcı iki yılın ardından yeni bir yıla giriş yapıyoruz. 

2020 bilinmeze yelken açmamıza, kitlesel dönüşüme vesile olurken, kendi içimize ve dışımıza baktığımız, yönümüzü değerlendirdiğimiz, hizmet etmeyenleri elediğimiz, topluma değer katma niyetimizi derinleştirdiğimiz bir yıl oldu.

2021 ise sanki inişleri ve çıkışları, belirsizlikleri ile hızlıca, göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Bireysel yaşamımızdaki dönüşümü değerlendirmemize ve sindirmemize vesile olurken belki de yeniye dair hayallerimizi ve umutlarımızı şekillendirmemize alan tanıdı. Ama sanki bir yöne gidiyormuşuz gibi gözükse de adeta bir bekleme odasında olaylara tanıklık ettiğimiz, erdemle çözülmesini beklediğimiz, üst bilincin herkesin içinde uyanmasını ümit ettiğimiz bir süreç oldu. Hizmet etmeyenlerin sevgi ve şefkatle dönüşmesini dilesek de uyanmayı, sevgiyi, erdemi kabul etmekte zorlanan veya tercih etmeyenlerin de varlığını kabul etmemiz gerekti. Sanırım bu da en büyük hayal kırıklığı oldu. 2020 gibi sarsıcı ve uyandırıcı bir senenin akabinde eminim hepimiz güncel gerçekliğimizde, ilişkilerimizde, kurumlarımızın işleyişinde kökten ve kalıcı iyileşmeler ve çözülmeler görmeyi arzu ediyorduk. Biraz da sabırsızdı içimiz belki, gereken dönüşümün fiziksel yankılarına tanıklık etmeyi arzu ediyorduk. Ve fakat, öyle olmadı. Telefonlarımıza dönük yaşamlarımızda dünyada distopik senaryoların yaşam bulmasına tanıklık etmeye devam ettik.

Evet yaşadığımız dünya, gerçekliği tecrübe ettiğimiz bu boyut, dualite üzerine kurulu. Yaşam gece ve gündüz, yin ve yang, dişil ve eril, yaz ve kış gibi birbirinin zıttı olan enerjilerin ahengi ile vuku buluyor. Ve uyanış arttıkça karanlık da daha derin yaşam buluyor. Uyanışın gerçekleşmekte olduğu tartışılmaz, ben kendi bedenimde hissediyorsam bunu, eminim sizlerde kendi yaşamlarınızda tecrübe ediyorsunuzdur. Terimlerin eridiğini gözlemliyorum içimde. Her terim şekil değiştiriyor, yüklenmiş olan kalıplardan arınıyor adeta. Kolay olmuyor tabi. Öylesine koşullandırılmışız ki, alıştığımız, sorgusuz sualsiz onayladığımız sistemlerin, inanışların, işleyişlerin dönüşümüne de çoğumuz direnç gösteriyoruz. İşlemediğini bile bile, böyle geldi böyle gider edasıyla sımsıkı tutunduğumuz sistemlerle veda sürecini uzatıyoruz adeta. O çok değer verdiğimiz zihnimizin dönüşümü anlamlandırmasını beklersek daha çok işimiz var gibi gelse de içimiz, yaratanla bağda olan ruhumuz, değişimin ve dönüşümün kaçınılmaz olduğunu da biliyor. Ve böyle gidersek değerlerinden arınmış, robot gibi işleyen, yaşamdan aldığı şevki sanal dünyada deneyimleyen insanlar olacağımız da kaçınılmaz. Ve işte o noktada, illüzyonun ötesine geçtiğimizde ise elimizde ölmek üzere olan bir gezegen ile yüzleşmek durumunda kalacağız. 

Bu sıralar vizyona giren “Don’t Look Up”ın da ana teması ile seslenmek istiyorum bu yıl bitmeden. Lütfen yukarı bakalım. Gözlerimizi telefonlarımızdan, bilgisayarımızdan, Metaverse’den kaldıralım ve birbirimizin gözlerinin içine bakalım, sevdiklerimize sarılalım, doğaya çıkalım. Eğer yaşam imkan veriyorsa gökyüzüne bakalım ve hatırlayalım. Uçsuz bucaksız uzayda yer alan gezegenlerden birinde nefes alıp veren minicik varlıklar olduğumuzu anımsayalım. O şahlanarak kükreyen, “ben” diyen egomuzu kendi kabına geri sokalım. Ve dönüp içinde yaşamakta olduğumuz mucizeye hayranlıkla bakalım. Hasbel kader hala bir meteorun çarpmadığı bu gezegende, sayılı günler yaşayan varlıklar olduğumuzu anımsayalım. Uzaydan bakıldığına BİR tane gezegende yaşayan ekosistemin parçası olduğumuzu ve içinde yaşamakta olduğumuz işleyişin, gerçekliğin bizim umursuzca peki dediğimiz insan yapımı bir sistem olduğunu lütfen unutmayalım.  

Bugün iç gözümüzü kendimizin ötesine çevirelim lütfen. Eğer 2021’den 2022’ye 1 gecede geçebiliyorsak, bu gece niyetlerimizi bütünün hayrı için, bu kıymetli gezegenimizin bolluk ve bereketle gelişmesi için koyalım. Yeniye alan açalım içimizde, koşullanmalarımız ve kalıplarımızın ötesinde yepyeni bir gerçekliğin birlikte, gönül ve iş birliği ile yaşama gelebileceğine dair inancımızla adım atalım yeni yıla. Ve bekleme odasından çıkalım, kafamızı telefonlarımızdan kaldıralım, yaratımına inandığımız ferah, adil, bereketli, huzurlu, esenlik dolu yepyeni bir geleceğin inşasına başlayalım. 

2022 numerolojik olarak 6 rakamına denk geliyor ve 6 koşulsuz sevgiyi temsil ediyor. Böylesine özel bir yılın kendini gerçekleştirmesi ise bu Dünyadaki en büyük teknoloji olan, yaratıcının yaratım gücünü barındıran biz insanlara kalıyor. Bu büyük sorumluluğu almaya hazır mısınız? Hadi o zaman. 

Yenin en güzel hayallerimizin bile ötesinde olması dileklerimle, 

Sevgiyle sevgide kalın. 

(Scroll down for English version)

English version

After two rather unique and shocking years, we are entering a new year.

As we sail into the unknown and lead to mass transformation, 2020 has been a year in which we have looked inside and outside of ourselves, evaluated our direction, eliminated those who do not serve us anymore, and deepened our intentions to add value to the collective.

2021, on the other hand, seems to have passed quickly, in the blink of an eye, with its ups and downs and uncertainties. While it served us to evaluate and digest the transformation in our individual lives, it perhaps gave us the space we needed to shape our dreams and hopes for the new. But even though it seemed like we were going in one direction, it was a process of witnessing the events in a waiting room, waiting for the transformations to be resolved with virtue, and hoping that the higher consciousness would awaken in everyone. Although we wished for those who do not serve to be transformed with love and compassion, we also had to accept the existence of those who had difficulty to (or do not prefer to) wake up to love and virtue. I think this was the biggest disappointment. After a shocking and awakening year like 2020, I am sure we all wanted to see radical and permanent improvements and resolutions in our current reality, in our relationships, and in the functioning of our institutions. Maybe we were a little impatient, wishing to witness the physical repercussions of the required transformation. And yet, that didn’t happen. We continued to witness dystopian scenarios coming to life in our world through our phones.

Yes, the world we live in, this dimension where we experience as reality, is based on duality. Life manifests with the harmony of opposite energies such as night and day, yin and yang, feminine and masculine. And the greater the awakening, the deeper the darkness comes to life. It is indisputable that the awakening is taking place. If I am feeling it in my own body, I am sure you are experiencing it in your own lives as well. I observe the terms melting inside me. Each term is changing shape, almost getting rid of the learned meanings and conditionings. It’s not easy, of course. We are so conditioned that most of us resist the transformation of the systems, beliefs and processes that we are accustomed to and approved of without questionining. Although we know that they no longer serve our creation, we are prolonging the farewell to the old systems that we hold on to so dearly. However, we can no longer wait for our highly valued mind to make sense of this transformation. Our inner spirit which is in connection with the creator, also knows this change and transformation is inevitable. And if we go on like this, we will become these empty vessels operating like robots, experiencing the enthusiasm for life in the virtual world. And when we raise our heads from our phones, we will then realize that we have dying planet in our hands seeking our attention.

Before we end this year, I would like to refer to “Don’t Look Up”, which was released recently. Please let’s look up. Let’s lift our eyes from our phones, computers, Metaverse and look into each other’s eyes, hug our loved ones, and go out into the nature. If life allows, let’s look up at the sky and remember. Let’s remember that we are tiny creatures breathing on ONE of the planets in the vast universe. Let’s put that prancing and roaring ego back in its own container. And let’s turn our gaze to the creation and admire the miracle we live in. Let’s remember that we are beings with counted days on this precious planet, which miraculously has not been hit by a meteor yet. Let’s not forget that we are part of the ecosystem that lives on ONE planet when viewed from the outer-space. And that the reality and the way we function is a man-made system that we carelessly obey.

Let’s turn our inner eye beyond ourselves today, please. If it’s possible to pass from 2021 to 2022 in one night, let’s put our intentions tonight for the sake of the whole, for this precious planet to thrive with abundance and abundance. Let’s make room for the new. Let’s step into this new year with a belief that a brand new reality beyond our conditionings and patterns is possible once we collaborate with our heart and mind coherence. And let’s get out of the waiting room, lift our heads from our phones, and start the construction of a brand new future that is fair, fruitful, peaceful, sustainable for all.

2022 numerologicaly corresponds to the number 6 and 6 represents unconditional love. The realization of this special year is left to us as humans, who are the greatest technology in this world with capability of the creative power of the creator. Are you ready to take on this great responsibility? Let’s embark into 2022 then.

I wish the new to manifest beyond even our most beautiful dreams,

Stay in love with love.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s