Yaşamdan es aldığımız bu dönem hepimize şifa olsun

Korkunun hafiflediği, yaşamın dört duvardan ülkemizin eşsiz doğasına döndüğü dönem yine geldi. Bu kutsal gezegenin en keyifli topraklarından birinde yaşayan bizler için dostlarla kucaklaşma, yaşamı kutlama vakti şimdi. Ten rengimiz güneşle beslenip dönüşürken içimizdeki endişelerin de yaz akşamının rüzgarı ile hafiflemeye başladığı dönemdeyiz. Yaratanın bizlere nefes vermek üzere yarattığı bu mevsimi içimize çektiğimiz, yaşam akışımızın doğanın ritmine döndüğü bu günler hepimize şifa olsun. 
 

Ben Ege kıyılarında çocukluğuma tanıklık yapmış olan köyümden sesleniyorum bugün sizlere. İçimdeki yaşam inancının genişlediği topraklardan yazıyorum bu satırları. Pandemi sürecinde evimde attığım tohumların yeşermesine tanıklık ediyorum. Evlere kapandığımız süreçte eminim hepimiz kendimize yeni bir bakış açısı katacak konularda derinleşme imkanı edindik. Kimilerimiz sevdiklerimizle paylaştığımız sofraları zenginleştirdik, kimilerimiz yeni hobiler edindik, kimilerimiz de yaşam algımızı genişleten yeni bilgiler ile kendimizi bilinmeze dair donatma imkanı edindik. İşte, ben de böylesine bir süreçten geçerken ve söylemimi derinleştirmek üzere yeni bir araç arayışındayken sevgili Love Mafia üyelerimizden Sinem Gönç bana bir teklifte bulundu ve Human Design eğitimine başladım. 
 

Bu yeni araç bana kendime, sevdiklerime ve yaşama bakış açımı derinleştiren perspektifler kattı. Bu bağlamda, sevdiklerime bu konuyu dinlemekten gına gelmediği ümidi ile Human Design’a dair yaptığım bir çıkarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Human Design yaşamda geldiğimiz tasarımı (aracı) ve o bedene gelmiş olan kişiliği (yolcuyu) aktaran bir yaklaşım. Sevgili Piraye ile yaptığım yolculuk neticesinde öğrendiğim bir gerçeklik yaşama dair sorumluluk anlayışımı derinleştirdi. 

Human Design’a göre 4 tip insan var; Generator (Üretici), Manifestor (Gerçekleştirici) , Reflector (Yansıtıcı) ve Projector (Gösterici). Dünya üzerinde bulunan hiçbir insanın tasarımı aynı değil, hepimiz eşit ve bir o kadar da özel varlıklarız. Ve hepimizin aracı bu 4 tipten birine denk geliyor, akabinde kanallarla derinleşiyor, böylelikle şahsına münhasır hale geliyor yolculuğumuz. Bu 4 tipten en baskın olanı ise Generator’lar. Human Design’a göre Generator’lar yaşama yaşam katanlar, yaşamı 5 duyusu ile algılayıp karşılık vermesi gerekenler ve Dünya nüfusunun %70’ine denk gelmekteler. Yani, duyuları ile algıladıkları ve aldıkları tekliflere evet ve hayır diyerek ilerleyen bu insan grubu Dünya nüfusunun %70’ini oluşturmakta. Bu bilgi bende derinleştikçe içimde yepyeni bir farkındalık oluşmaya başladı. 

Generator’lar işleyişleri sebebiyeti ile bugün içinde yaşadığımız dünyanın da sorumluları aslında. İnanmasalar da, içsel onaylamasalar da zihinden korkuları, çıkarları, koşullandırmaları sebebi ile “evet” dedikleri her şeyin neticesi bugün içinde yaşadığımız dünya. O çok değer verdiğimiz zihnimizle çıkar odaklı ilişkiler tasarlarken, bir yandan da sistemleri, ülke liderlerini, kurumları, kısacası diğerini suçluyoruz. İçsel onayımızın olmadığı hikayelere, işlere, işleyişlere ve ürünlere zihinden onay verdiğimiz sürece bugün içinde yaşamakta olduğumuz Dünya gerçekliğinin de sorumluluğunu almamız gerekiyor. 

İşte bugünkü çağrım bizlere; birlik bilinci ile bütüne hizmet eden bir işleyiş ve yaşam hayali kuran bizlere. Sizleri “evet” dediğiniz her şeyi tekrar gözden geçirmeye davet ediyorum. Bir ürünü satın alırken anlık ihtiyacımızı veya ruhsal açlığımızı gidermenin ötesinde o ürüne dair biraz daha düşünmemizi ve araştırmamızı diliyorum. Üretim sürecinde sürdürülebilir çözümleri ne kadar sistemlerine dahil etmişler, çalışanlarının mutluluk endeksi ne seviyelerde ve her şeyden öte ve önce o ürüne gerçekten ihtiyacımız var mı sorularını sormamız ve araştırmamız gerekiyor artık. 

Joint Idea yaşama geçtiğinden beri tanıştığım insanlardan duyduğum bir söylem var. “Sizin gibi yeni dünya söyleminde olan kuruluşlar bizlerin ülkemize inancımızı artırıyor” diye. Bu söylem yüreğime minnet hissi dolduruyor ve yoluma inancımı, niyetimi derinleştiriyor. Ve fakat bir hikayeyi sözde desteklemekten öte bugün tüketim tercihlerimizle de destekleme zamanı olduğunu düşünüyorum. Vaktimizi ve paramızı nereye ayıracağımızı daha özenle seçme ve inandığımız hikayelerin devamlılığını birlikte sağlama zamanı. Bu bağlamda ben seçtiğim ürünlerin Dünya’mızın sürdürülebilirliğine fayda sağlayan ürünler olmasına, gittiğim restoranların, marketlerin, dükkanların lokal halkın kurduğu mekanlar olmasına özen gösteriyorum. İşbirliği yaptığımız kurumların, sosyal kabilelerin ise birlik bilincinde işleyen hikayeler olması, sözlerini aksiyonları ile yaşama geçiriyor olmaları önceliğimiz oluyor. 

Seçelim arkadaşlar. Tüketimimizin her boyutunu düşünelim, araştıralım ve özenle seçelim. İnandığımız yolculukları sözden öte destekleyelim, duyuralım ve önerelim. Evimizin dışında ülkemizin nadide topraklarında yaşamı kutlarken içinde yaşamak istediğimiz Dünya’nın aktif yaratıcıları olduğumuzu anımsayalım ve sorumluluğu elimize alalım. Dönüşelim ve dönüştürelim

Hepimize ülkemizin kıymetli topraklarında sevdiklerinizle bağ kurduğumuz, yargılarımızı, kalıplarımızı, koşullandırmalarımızı esnettiğimiz, geliştiğimiz, dönüştüğümüz bir bayram diliyorum. Yaşamdan es aldığımız bu dönem hepimize şifa olsun!
 
Sağlıcakla sevgide kalın.


Eda Çarmıklı

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s